utku-varlik-zero-hipotez

Utku Varlık / Zero Hipotez

27 Nisan - 2 Haziran 2018 / Nişantaşı

Türkiye’de 1968 Kuşağı sanatçılarının önemli temsilcilerinden olan ve yaklaşık elli yıldır Paris’te yaşayan Utku Varlık’ın Bozlu Art Project’te gerçekleşecek Zero Hipotez isimli sergisi “Yeniden boyamak, bir tuvali tekrar kurgulamak; değişen zamanı sorgulamak istiyorum.” diyen sanatçının alternatif bir varsayım önerisi. Varlık, 27 Nisan-2 Haziran 2018 tarihleri arasında gerçekleşecek sergiyle eş zamanlı olarak yayımlanan Zero Hipotez: Fragmanlar isimli kitabında yaşamında iz bırakan kişileri, olayları ve en çok da korkularını bizimle paylaşıyor.

Zero Hipotez, sanatseverlerin belleğinde yer eden düşsel resimleriyle zihnindekileri görselleştiren, imgelerle zamanlar arası kolajlar yapan bir ressamın bunu ilk kez yazıya dökme denemesi, yazı ile resmi yan yana getirmesi. Türkiye’de yaşadığı yıllarda resim ve edebiyat çevresi ile olan dostlukları ile de bilinen Utku Varlık, Zero Hipotez: Fragmanlar ismini verdiği kitapta öykülerinin merkezine aldığı ana karakter Roby Zober ile birlikte tıpkı resimlerindeki gibi düşsel bir yolculuğa çıkıyor: 60’lı yılların Akademisi, okulun karşısında topluca içmeye gidilen Niyazi, Cihat Burak’tan, Hayalet Oğuz’a, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Avni Arbaş’a, Edip Cansever’den Cemal Süreya’ya kadar hepsi birbirinden efsanevi kişileri anlatan yaşanmışlıklar, meyhane masalarındaki sohbetler, ressamca dostluklar, edebiyatla ve sinemayla kurulan diyalog, otostopla çıkılan yolculuklar, 70’li yıllarda Paris, hep hayali kurulan müzeler, şehirler, bir ressamın başında Demokles’in kılıcı gibi duran resim ustaları, renkler, kokular, korkular ve tatlar…

Sanatçı, bu yaşanmışlıkları bir sergi ve kitap vesilesiyle aktarma nedenini şöyle özetliyor:

Bir hayat; tam farkına vardığımda, bu yolun sonunda olduğumu gördüm; çapraz bir eşleşmenin envanterini yapmak mı, yoksa hesaplaşmak mı? Bence “HİÇ”biri… Görsel bir sentez ya da bir görselliğe saptanamaz bu yaşantı, işte o zaman bir anlatı gerekiyordu; okurun gerçek algısını boyamak, başıboşluğun şiirini yazmak, eğer yaşantı bir öykü içeriyorsa! Su yüzeyine çıkan anıları derlemekti beni yönlendiren. Bir portrenin arkasında saklanan gizem, gerideki nesnel içerik her zaman benim bir merak alanım oldu, bir gölgenin yansıdığı mekân çok önemli; yaşanmışlığa dair eski bir fotoğrafa bakmak gibi… Yeniden boyamak, bir tuvali tekrar kurgulamak; değişen zamanı sorgulamak…